Bundan tam yüz yıl önce yaşayanlar, tarihin önemli bir dönüm noktasına şahit oldu. İşçi sınıfının mücadelesine yol göstermeye devam eden Ekim Devrimi, o dönem Rusya’da kullanılan Jülyen takvimine göre 25 Ekim (Gregoryen takvimine göre 7 Kasım) 1917 günü Bolşeviklerin Petrograd’da şehrin önemli yerlerini ele geçirmesiyle başladı.

Öncelikle Ekim Devrimi için birçok yazı yazabilir, birçok söz söyleyebiliriz. Şiirler ve övgüler düzüp, güzel sloganlar bulabiliriz. Ancak Ekim Devrimi bu yöntemler ile azizleştirilecek bir şey değil, bir bilinç berraklığı ile incelenecek ve devrimcilere yön gösterecek pusuladır.

Ekim Devrimi’ni anlamak için önce sosyalistlerin devrim anlayışının ne olduğunu irdelemek gerekir. Sosyalistlerin devrimi, var olan uzlaşmaz çelişkilerin zor yoluyla çözülmesi, sınıf karşıtı devletin tamamen yıkılması-yerle yeksan edilmesi, yerine aslında devlet olmayan, yani kendini sönümlendiren, hâkim sınıfların halk kitleleri üzerindeki baskı aracı olmayan bir “sosyalist devlet” in inşasıdır.

***

Bilinmelidir ki sınıf çatışmaları Marks ve Engels tarafından 1848 yılında yazılan “Komünist Manifesto” ile veya 1917’de zafere ulaşan Ekim Devrimi ile başlamamıştır. Sınıf çatışmaları, sınıfların var olduğu ilk andan itibaren sürmektedir. Devletin varlığı ise sınıf çatışmalarının varlığının ve uzlaşmazlığının göstergesidir.

Peki, Ekim Devrimi’ni önemli kılan nedir? Ekim Devrimi, Marksizm’in yeniden yorumlanması, vücut bulmasıdır. Ölümünden sonra burjuvazi ve sınıf içindeki sınıf düşmanları tarafından ehlileştirilen Marks’ın, yeniden vücut bulup Petrograd’da direnmesidir. Ekim Devrimi proletarya diktatörlüğünün yalnızca bir teori değil, pratikte de karşılığı olduğunu göstermiştir.

Lenin’in “Biz bu eserin yapımına başladık. Ne kadar zamanda, ne zaman, hangi ulusun proleterleri bu eseri sonuna vardırırlar bunun öze ilişkin bir önemi yok. Önemli olan buzun kırılmış, yolun gösterilmiş ve açılmış olmasıdır.” sözü ile açığa çıkardığı şey, bugün Ekim Devrimi’ni neden önemsememiz gerektiğinin açıklamasıdır. Ekim Devrimi ile kapitalizmin mutlak ve yenilmez olduğu anlayışı yıkılmış, Marksizm pratik bir boyut kazanmıştır.

Ekim Devrimi ve Sovyetleri Marksizm’in nihai zaferi olarak görme yanılgısı beraberinde Fukuyamacı söylemleri de getirir. Fukuyama, kapitalizm karşısında en büyük gücün sosyalizm olduğunu ve SSCB’nin yıkılmasıyla da sosyalizmin kapitalizm karşısında bir alternatif olmadığının görüldüğünü söyler. Dolayısıyla kapitalizm, insanlığın ulaştığı en ideal düzendir. Fukuyama, artık ideolojiler ve toplumsal mücadeleler dönemi bitmiş ve ideal düzene ulaşmış olduğundan, tarihin sonunu ilan etmiştir. Ancak bilinmelidir ki sosyalist devrim mücadelenin sonu değil, farklı bir boyutlanışının başlangıcıdır. Sosyalist devrim ve bunun somutlanışı olan Ekim Devrimi tüm çelişkileri bir anda ortadan kaldırmaz. Çelişkiler sosyalizmde de devam etmektedir. Ekim Devrimi ile kurulan proletarya diktatörlüğü, %90’ın üstündeki proletaryanın, iktidarı sermayenin elinden almasıdır.

Sosyalist devrim mücadelenin farklı bir boyutlanışının başlangıcıdır dedik. Çünkü proletarya diktatörlüğü ile kurulan, aslında devlet olmayan “devlet” kendini sönümlendirmeye, sınıfsız ve sınırsız bir dünyaya, yani komünizme doğru ilerlemeye başlar. Yani henüz ideale ulaşmak değil, ideal için çıkılan yolda köşeyi dönmektir.

Ekim Devrimi ile işçi sınıfının birçok kazanımı oldu. En temelde üretim araçları toplumsallaştı, yani emek sömürüsü ortadan kalktı. O dönem yer yer 15 saat olan çalışma saatleri önce 8 saate, ardından aşamalı olarak 6 saate düşürüldü. Çalışan herkese yılda bir ay izin hakkı verildi. Meslek gruplarının izni olmadan işten çıkarmalar yasaklandı. Her işçi yılda bir kez gitmek istediği tatil beldesi için talepte bulunuyordu. Her vatandaşa SSCB tarafından iş bulma garantisi verildi.

Bu ve benzeri kazanımlarla birlikte sosyal kazanımlar da vardı. Yaşayan her vatandaşa ücretsiz barınma, ulaşım hakları sağlandı. Doğum yapan kadınlara üç yıl doğum izni verildi. Sağlık hizmetleri tamamen kamulaştırıldı ve halk ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlandı. Lise derecesine göre isteyen her öğrenci, sınavsız olarak, istediği üniversitede eğitim alma hakkı kazandı. Eğitim ücretsizleştirildi. Cinsiyetçi baskılar kaldırıldı. Topraksız köylüye toprak dağıtıldı.

Peki, bugün yapmamız gereken nedir? Yapmamız gereken, Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılında, yeni Ekim Devrimlerini yaratmak için mücadele etmektir.

Buz kırıldı, yol göründü.

 

“Biz bu eserin yapımına başladık. Ne kadar zamanda,
ne zaman, hangi ulusun proleterleri bu eseri sonuna
vardırırlar bunun öze ilişkin bir önemi yok. Önemli olan
buzun kırılmış, yolun gösterilmiş ve açılmış olmasıdır.”      

V. İ. Lenin

Paylaş