Burjuva pedagoglar, eğitimi, bireylerde istenilen yönde davranış değişikliği oluşturma süreci olarak tanımlamaktadır. Bu tanımdan yola çıkarak eğitimin, egemen sınıfların toplumu kendi düzenlerine kazanmanın ideolojik araçlarından biri olduğu söylenebilir. Önceki üretim biçimlerinden ve sistemlerden farklı olarak, kapitalist üretimin “özgür” bireylere dayanması ve burjuva devletin vatandaşlık ilişkileri üzerine şekillenmesi, kapitalizmin toplumun tamamını kapsayan, genel ve zorunlu bir eğitim politikası geliştirmesine neden olmuştur. Üretkenliğin ve karlılığın (sömürünün) arttırılmasına dayalı bir sistem olması, kapitalizmin eğitime, vatandaşlık eğitiminin yanı sıra üretim süreçlerinde ihtiyaç duyulan vasıflı emek gücünün üretildiği bir süreç olarak da işlev yüklemesine yol açmıştır. Ama bu süreç, aynı zamanda insan aklının “araçsallaştırıldığı”, bilginin kapitalistlerin sömürü ve karlarının hizmetine sokulduğu bir süreç olarak gelişmiştir.

1917 şanlı Ekim devriminin patlak vermesiyle birlikte Rusya ve birçok ülkede sosyalizm inşa edilmeye başlanmıştır. Birçok toplumsal alanda dönüşüm olduğu gibi eğitim alanında önemli değişimler meydana gelmiştir. Kapitalizmin insanı yok sayan bilimi metalaştıran anlayışı terk edilerek kapsamlı restorasyonlara gidildi. Bu kapsamda muazzam reformlar hayata geçirilerek eski tipte ki anlayış yıkılmıştır. Burjuvazinin elinde kuralların ve sistemin devamını sağlamak için “silah” olarak kullanılan eğitim; SSCB’de sosyalizmin inşası ve sosyalist bireyin yaratılması için muazzam bir araç haline dönüştürüldü. SSCB’de eğitim sistemi; eğitimin ülke ekonomisine olan etkileri ve sosyalist bireylerin yaratılmasındaki rolü temel alınarak oluşturuldu.

Ekim Devrimiyle birlikte eğitimin tüm kademeleri, tıpkı diğer kamusal haklar gibi ücretsiz hale getirildi. Ama eğitimin ücretsiz hale getirilmesi tek başına Sovyetler Birliği’nin eğitimle ilgili sorunlarını çözmüyordu. Sovyetler Birliği’ndeki ülkelerin tamamında eğitim anadilde yapılıyordu ve anadili Rusça olmayan okullarda ikinci dil olarak Rusça veriliyordu. Tüm ülkelerde tek bir eğitim müfredatı uygulanıyordu ve Rusça, Rus Dili Edebiyatı, tarihi ve gelenekleri bu müfredatta yer alıyordu.

Devrimden sonra ülke ekonomisinin kalkınma ihtiyacıyla birlikte, kadınların üretim sürecine katılabilmesi için 0-3 yaş arası çocukların bakılabileceği kreşler açıldı. Kadınlar istekleri doğrultusunda çocuklarını bu kreşlere bırakabiliyorlar ve geri alabiliyorlardı. Bu kreşlerde çocuğun bakımını hemşireler ve öğretmenler üstleniyorlardı. Çocukları günübirlik olduğu gibi, haftalık olarak da bu kreşlere bırakılabiliyorlardı. Aynı ihtiyaca cevap vermek üzere 3-6 yaş arası çocukları kapsayan anaokulları, çocukların temel eğitime hazırlanmalarını sağlıyor ve çocukların sorumluluk algılarının gelişmesini kolaylaştırıyordu.

Sovyetler Birliği’nde zorunlu eğitim 7+3, 10 yıl şeklindeydi. İlk dört yıl öğrenciler okuma-yazma, matematik gibi temel becerileri kazandıktan sonra yedinci sınıftan itibaren branş derslerini almaya başlıyorlardı. Matematik, fen bilimleri, coğrafya, tarih, fizik, kimya, müzik, teknik çizim, el sanatları, beden eğitimi ve askeri eğitim, SSCB anayasası dersleri müfredatta yer alan temel derslerdi. Tüm bu derslerin amacı öğrencilerin kendi potansiyellerini en üst seviyeye çıkarabilmeleri ve ülkelerinin gelişimine katkıda bulunabilmeleriydi. Yedi yıllık öğrenimlerini tamamlamış öğrenciler, istekleri doğrultusunda 2 yıllık teknik okullara devam ederek, bu okulu bitirdikten sonra çalışma yaşamına başlıyorlardı. Eğer yükseköğrenim yapmak istiyorlarsa, sınavsız bir şekilde iki yıl daha yükseköğrenime devam edebiliyorlardı.

Mesleki eğitim Sovyetler Birliği’nde teknik okullarda ve teknik eğitim fakültelerinde sürdürülüyordu. 7 yıllık öğrenimlerini tamamlamış bireyler teknik okullara devam edebiliyorlardı. Buralar genelde işçi yetiştiren okullardı. 10 yıllık eğitimden sonra ise öğrenciler, sınava tabi tutularak teknik eğitim fakültelerine ya da üniversitelere devam edebiliyorlardı. İki yıllık teknik yüksekokullar, teknik okul mezunlarına eğitim veriyordu. 2 yıllık teknik okulları değil de, 4 yıllık “yarı-profesyonel teknik lise” mezunları, teknik eğitim fakültelerini tercih edebiliyordu. Sovyet meslek yüksekokulları ve yükseköğrenim kurumları genelde fen bilimleri ve mühendislik alanlarında yoğunlaşmış durumdaydı. Bu okullarda var edilen teknik-bilimsel yaratıcılık, erkek ve kadın gücünü sosyalist devletin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmasını arttıracağı ve kolaylaştıracağı için, bu okullar son derece önemli alanlardı. Teknik fakülteler ve yüksek okullardan farklı olarak, 4 yıllık temel eğitim için öğretmen yetiştiren iki yıllık eğitim enstitüleri ve 5-10. sınıflar arası branş öğretmenlerini yetiştiren eğitim fakülteleri de yüksek öğrenim kurumlarının içinde yer alıyordu.

Yükseköğrenime öğrenci alımı, merkezi olarak eğitim bakanlığı tarafından planlanıyordu ve ülkedeki uzman işgücü ihtiyacına göre yüksekokulların kontenjanı belirleniyordu. Merkezi planlama, ülke genelindeki mezunların belirli bir iş koluna yığılmasını engelliyordu ve sektörlerde üretim için gerekli sayıda kişinin çalışmasını sağlıyordu. Sovyetler Birliği’nde işsizlik yoktu, çünkü herkes ülke ekonomisine katkıda bulunacak şekilde aldığı eğitime uygun bir sektöre devlet tarafından yerleştiriliyordu ve Sovyet yurttaşlarının çalışma hakkı SSCB anayasası ile güvence altına alınmıştı.

Yükseköğrenimini tamamlamış öğrencilerden notları yeterince yüksek olanlar, istekleri doğrultusunda üniversite çalışmalarına devam edebiliyorlar ve sırayla araştırma görevlisi, okutman, doktor vb. sıfatlarını elde edebiliyorlardı.

POLİTEKNİK

Politeknik terimi Yunancadan türetilmiş olup, “çok yönlü teknik ve beceri” anlamına gelmektedir. Politeknik eğitim, öyle bir eğitim biçimidir ki, bütün üretim alanlarının ana ilkelerini tanıtır ve yetişen gençlere bütün üretim dallarındaki basit araçların kullanılabilmesi olanağını verir. Politeknik eğitim ile kafa ve beden çalışması arasındaki ikilik ve karşıtlık kaldırılmış olacak, aynı zamanda insanın çok yönlü gelişmesi sağlanmış olacaktır.

Sosyalist ülkelerde eğitim ve öğretimin politeknikleştirilmesi şu yollarla gerçekleştirilmeye çalışılmıştır:

  1. Genel bilgi derslerinin, özellikle doğa bilimleri derslerinin bilgi içerikleri politeknik ilkelerine uygun düşecek biçimde yeniden düzenlenmiştir.
  2. Derslerde ve ders dışında, toplumsal yönden yararlı iş ve iş eğitimi güçlendirilmiştir.
  3. Öğretim programlarına eklenen yeni dersler yoluyla politeknik ve ekonomik alanda yeni bilgiler kazandırılmakta; özellikle üretim araçları, makineler vb. üzerinde temel bilgiler verilmektedir.

Bu işlemler ülkelerin uzun ve kısa dönemde çözüm isteyen sorunlarına göre değişik biçimlerde uygulanmış, ülkelerin sosyo-ekonomik, politik ve doğal durumları gözden uzak tutulmamıştır.

Bu nedenle ülkeden ülkeye farklı uygulanan politeknik eğitimi kabul etmiş ülkelerde eğitimin özellikleri genel çizgileri ile şu biçimdedir.

  1. İlkokul çağına gelmiş öğrencilere, daha sonraki kuramsal ve pratik yöndeki üretim çalışmalarına hazırlayacak biçimde el işi dersleri verilmektedir.
  2. Ortaokul boyunca bütün öğrenciler, teknik resim gibi üretim içinde oldukça önemli bir yer tutan bilgileri almaktadırlar.
  3. Öğrenciler ilk ve orta öğrenimde atölye ve üretim işlerinde pratik çalışmalar yapmakta, her öğrenim yılı sonunda endüstriyel ve tarımsal işletmelerde yapılan çalışmalarla üretim içi deney kazanmaktadırlar.
  4. Ders programları her bölgenin yerel şartlarına göre hazırlanmakta, bunlar sık sık kontrol edilerek genel ilkelerle çelişki doğmaması sağlanmaktadır.
Paylaş