Ahmet Şık’ın başvurusu üstüne AİHM’e  savunma gönderen Türkiye, Şık’ın gazetecilik faaliyetlerinden değil terörü ve şiddeti öven, şiddeti meşrulaştıran fiillerde bulunduğunu iddia etti

AKP hükümeti, Cumhuriyet Davası kapsamında 348 gündür tutuklu olan Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuruya ilişkin savunma gönderdi.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre Şık’ın gazetecilik faaliyetlerinden tutuklanmadığını öne süren hükümet, Şık’ın 11 aylık tutukluluğunun da makul olduğunu ileri sürdü.

İtalya’daki mafya davasını örnek gösterdiler

Hükümet bu görüşüne, İtalya’da görülen ve 40 mafya üyesinin yargılandığı davada 2 yıl 8 aylık tutukluluğu makul bulan AİHM kararını örnek gösterdi:

Mahkeme, daha önce bilhassa organize suçlarla mücadele bağlamında 3 yılı aşan ve hatta 4 yıl 3 güne varan tutukluluk sürelerini makul bulmuş ve sözleşmenin ihlal edilmediğine hükmetmiştir. Mahkeme, Pantano davasındaki kararında, 60’tan fazla suçluma bulunduğunu, 44 mafya üyesinin yargılandığını, çok sayıda karmaşık bir yapıya sahip bulunduğunu göz önüne tutarak 2 yıl 8 ay 14 günlük tutukluluk süresinin makul olduğuna hükmetmiştir.

“Terörü öven, şiddeti meşrulaştıran fiillerde bulundu”

Ahmet Şık’ın 30 Aralık 2016 tarihinde “PKK, DHKP/C ve FETÖ terör örgütlerinin propagandasını yaptığı”iddiasıyla tutuklandığı anımsatılan savunmada, Şık’ın tutuklanmasının nedenleri arasında attığı bazı tweetler, Cemil Bayık röportajı, MİT TIR’ları haberleri sayıldı.

Şık’ın devlet ve kolluk kuvvetleri için “katil, mafya” gibi ifadeler kullandığını vurgulayan hükümet, Şık’ın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediği ve tutukluluğun makul olduğunu öne sürdü:

Hükümet, soruşturma konusunun, başvurucunun gazeteci olarak ‘gazetecilik faaliyetinde bulunduğu’ iddiası ile ilgili olmadığının altını çizmek ister.

Dosyadaki bilgi ve belgeler, yazıları ve sosyal medya paylaşımları dikkate alındığında, başvurucu Türkiye Cumhuriyeti’ni ve kurumlarını terör örgütlerine destek veren bir devlet gibi yansıtmış, ayrıca terör örgütünün bilhassa Türkiye’nin doğu ve güneydoğu bölgelerinde şiddet içeren eylemleri karşısında devletin terörü önlemeye ve kamu düzenini yeniden tesis etmeye yönelik faaliyetlerini şiddetin kaynağı olarak tasvir etmiştir. Dolayısıyla başvurucu, terörü öven ve şiddeti meşrulaştıran fiillerde bulunmuştur.(bianet)

Paylaş