Egemen sınıfların Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki temsilcisi AKP/Erdoğan iktidarının ezilen halklar üzerindeki faşist politikaları günden güne artarak devam ediyor!

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL ile başta Kürt Ulusu olmak üzere tüm devrimci, demokrat, yurtsever kesimi imha etmeye girişen AKP/Erdoğan iktidarı dönüşü olmayan bir yolda gözaltılara, tutuklamalara ve hatta katliamlara devam ediyor. Aynı zamanda polisin OHAL bahanesiyle halk üzerinde “İşgal Ordusu” gibi zorba bir pratik içerisinde olduğu da aşikar.

Havuz medyasını günden güne genişleten iktidar, bununla da kalmayıp tüm muhalif gazeteciler üzerinde baskısını sürdürüyor. Kendisi gibi konuşmayan, tekçiliği propaganda etmeyen gazeteciler tutuklanıyor, muhalif gazetelere, televizyonlara ve matbaalara kayyum atanıyor.

7 Haziran ve ardından 1 Kasım seçimlerinde barajı aşan ve meclise giren HDP milletvekilleri tutuklanıyor. Günden güne milletvekillerinin vekillikleri düşürülüyor. İşlevsiz kılınan burjuva parlamentosunda dahi muhaliflerin olmasını kabul etmeyen iktidar seçilmişlere cezalar yağdırıyor ve parlamento dışına itiyor.

Kürdistan kentlerinde seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor. OHAL ve KHK’nin ürünü olan kayyumlar ile işlevsiz kılınıyor. Halkın iradesi yok sayılıyor.

Sosyal medyadaki en ufak bir paylaşım tutuklama sebebi sayılıyor. İbrahim Kaypakkaya’nın resmini paylaşanlar, savaşa karşı barışı savunanlar, AKP/Erdoğan iktidarının politikalarına en ufak bir karşı çıkışta bulunanlar gözaltına alınıp, uzun gözaltı sürelerinden sonra tutuklanıyor.

On binlerce öğrenci tutuklu ve bu sayı her geçen gün daha da artıyor. Son olarak Efrin işgaline karşı çıkan onlarca Boğaziçi öğrencisini tutuklayan AKP/Erdoğan iktidarı üniversitelerdeki tüm devrimci, demokrat, yurtsever öğrencileri soruşturma, gözaltı ve tutuklama furyası ile yıldırmaya çalışıyor. Komünist öğrencilere okuma hakkı vermeyeceğini açık bir şekilde dile getiriyor.

Eğitim kurumlarını baştan aşağı tekçi politikalar ile donatan AKP/Erdoğan, sınav sistemini haftada bir değiştirerek öğrencileri geleceksizleştiriyor, imam hatiplere mahkûm ediyor. Cumhuriyetin ilanından bu yana devam eden piyasacı politikaları daha da artıran iktidar, öğrencileri staj sömürüsü ile piyasaya ucuz iş gücü olarak sunuyor. Bilimsel eğitimin en küçük kırıntıları dahi törpüleniyor ve anti-bilimsel iktidarlarına uygun anti-bilimsel bir nesil yetiştiriyorlar.

Bununla beraber; bilimi, özgürlüğü, barışı savunan akademisyenler KHK yoluyla tasfiye ediliyor, hatta tutuklanıyor. Bu akademisyenlerin yerine kendi “yeni insan” profiline uygun, tekçi, cinsiyetçi, ırkçı “akademisyenler” atanıyor. Yine Ankara Yüksel caddesindeki İnsan Hakları Heykeli önünde işlerinden atıldıkları için direniş gerçekleştiren Nuriye ve Semih’i gözaltı ve tutuklamayla yıldırmaya çalışmıştı. Bu yetmemiş olacak ki İnsan Hakları Heykeli’nin de etrafını çevreleyerek gözaltına almıştı! Ve halen İnsan Hakları Heykeli’ni gözaltında tutmaktadır.

Kadınların cinsel kimliğine saldırılar günden güne artıyor. Kadınların ne giyeceğini, ne konuşacağını, ne yapacağını devlet eliyle tayin etmeye çabalayan erkek egemen devlet öldürülen tüm kadınların sorumlusudur.

Nefretin “normal” kılındığı bu süreçte ezilen cinsel kimlikler üzerindeki baskı da git gide artıyor. İktidarın ve faşizmin kitle tabanının LGBTİ+’lar üzerindeki nefret söylemi ve şiddeti her yıl yüzlerce LGBTİ+’nın katledilmesiyle sonuçlanıyor.

İşçi düşmanı Erdoğan iktidarı “OHAL’i iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz.” diyerek OHAL’in ne olduğunu itiraf etmiştir. OHAL ile işçi grevleri yasaklanıyor. Hak gasplarının önü açılıyor. İşçi sınıfının tüm demokratik hak taleplerinin ise önü tıkanıyor.

Yaşam alanlarımız her geçen gün talan ediliyor. HES’lerle, RES’lerle, nükleer santrallerle, orman katliamlarıyla tüm canlıların yaşam alanları yok ediliyor. Bu alanlar, daha fazla kâr hırsıyla dolan burjuvaziye peşkeş çekiliyor.

7 Haziran seçimleri sonrası Kürt Ulusu’nu içeride, dışarıda boğmaya çalışan iktidar Sur, Cizre, Nusaybin gibi Kürdistan kentlerine tanklarla, toplarla girerek binlerce sivili katletmiştir. On binlerce insanın göç etmesine sebep olmuştur. Buna rağmen Kürt Ulusu’nun demokratik taleplerini dindirememişlerdir. Erdoğan’ın başkanlık sevdası önünde kendini siper eden devrimci, demokrat ve yurtseverler katliamlardan geçirildi. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında sivil darbeyi ilan eden iktidar, OHAL’in gölgesi altında başkanlık referandumuna gitmiş, YSK eliyle, hilelerle başkanlık sistemini dayatmıştır. İçeride-dışarıda Kürt Ulusu’nu boğma siyasetini Efrin işgaliyle taçlandıran Erdoğan, bu işgali iç siyasetin dizaynına adamıştır. İçeride şovenizmi doruklara çıkaran, kendi paramiliter güçlerini ortaya koyan Erdoğan, baskın bir seçimle başkanlık rüyasına erişmeye çalışmaktadır.

Taksim Meydanı’nın yıllar sonra işçi ve emekçilere 2010 yılında açılmasıyla ve 2012 yılına kadar devrimci, demokrat, yurtsever kesimin her 1 Mayıs’a kitlesel katılmasından korkan AKP/Erdoğan iktidarı, Taksim Meydanı’nın yayalaştırması projesini bahane ederek 2013 yılında meydanı işçi ve emekçilere tekrardan kapatmıştı. 1 Mayıs 2013 sonrası Haziran Ayaklanması’nın patlak vermesiyle birlikte Taksim Meydanı’nın tekrardan halk kesimlerinin eline geçmesi sağlanmıştı. Yine Haziran ayaklanmasını şiddetle bastıran AKP/Erdoğan iktidarı, bugüne kadar her 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklayarak korkusunu dile getirmiştir.

Halk kesimleri üzerindeki tüm bu baskı ve sömürü uygulamalarına karşı başkaldırıyoruz!

OHAL’e BAŞKALDIRIYORUZ!

FAŞİZME BAŞKALDIRIYORUZ!

İŞGALE BAŞKALDIRIYORUZ!

TEK ADAMA BAŞKALDIRIYORUZ!

GELECEKSİZLEŞTİRİLMEYE BAŞKALDIRIYORUZ!

YÖK’e BAŞKALDIRIYORUZ!

KAYYUMLARA BAŞKALDIRIYORUZ!

AKADEMİDEKİ TASFİYELERE BAŞKALDIRIYORUZ!

 

Tüm öğrencileri ’68 ruhuyla başkaldırıya, Sosyalist Öğrenci Hareketi saflarında 1 Mayıs’ta alanlara çağırıyoruz!

Sosyalist Öğrenci Hareketi

 

1 Mayıs’ta Sosyalist Öğrenci Hareketi saflarında alanlarda olmak için, bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.

Paylaş